İlk Tunç I döneminin son evresinde (VI B2 dönemi), yani Doğu Anadolu kültürüne sahip göçebe köyün terkedilmesinin hemen ardından, yeni bir köy inşa edildi. Birbirinden sokaklarla ayrılmış küçük kerpiç evlereden oluşan bu yeni yerleşimdeki avlularda hayvan etlerinin işlenmesi ve bakır mineralinin ergitilmesine dayalı metalürjik faaliyetler gibi çeşitli işlerin yapıldığı anlaşılmaktadır. Yerleşimdeki konutlar küçük iki ya da üç gözlere sahip yapılardır ve hepsi birbiri ile aynı mimari özellikleri taşır; odaların içinde duvar boyunca devam eden sekiler, sahanlık (platform), tabana yapılmış, içi sıvalı tekne ya da küçük çukurlar ortak özelliklerdir. Bu küçük çukurların içinde tahıl öğütmekte kullanılmış öğütme taşları vardır. Odaların ortasında, merkezinde küçük bir oyuk bulunan ocak yer alır. Özellikle yapılan bu küçük oyuk kor için yapılmıştır.

Yerleşim büyük bir yangınla tahrip edilmiştir. Evlerin ve ev dışındaki alanların tabanları tamamen karbonize olmuş tahıl ile kaplanmıştır. Olasılıkla bu tahıllar, hasattan elde edilen ve ahşap tavan arasında muhafaza edilen ürünlerin geri kalanı ile ilişkili olmalıdır. Buğday ve arpanın yanı sıra kültüre alınmış üzüm çekirdeği saptanmıştır. Köy, antik tepenin surla çevrelenmiş bir çeşit akropolisinin hemen aşağısında, tepenin eğimi üzerinde yükselir. Akropolisi çevreleyen sur 6 metre eninde ve taş temel üzerine kerpiçten inşa edilmiştir. VI B2 köyünün politik yönden düzeni, VIA kerpiç saray dönemindeki toplumun ekonomisinin kontrolü ekseninde uygulanan sisteminden tamamen farklıdır. Transkafkasya kökenli pastoral grupların tepeye gelişi ile meydana gelen araya rağmen geleneksel çanak çömlek üretimi ve maddesel kültürde güçlü bir süreklilik farkedilir. Kısa bir süre de olsa devam eden geleneklerdeki bu devamlılık saray evresine kadar uzanır. Bu dönemde aslında kırmızı-siyah çanak çömlek üretiminde azalma, Geç Uruk dönemi formlarından esinlenilen çark yapımı seramik üretiminde artış saptanır. Çanak çömlek buluntular bütün Yukarı Fırat Vadisi’nde İTÇ I kültürünün karakteristik bölgesel repertuarının gelişmiş örneklerini oluşturur. Arslantepe’de VI B2 dönemi Malatya ile Suriye-Mezopotamya bölgeleri arasındaki ilişkilerin son evresini temsil eder. Toros dağlarının kuzeyi ile güneyi arasındaki ilişkiler, bu döenmin sonunda gözle görülür bir biçimde zayıflamış ve Toros sıradağları sadece coğrafi anlamda değil aynı zamanda politik ve kültürel açıdan da gerçek bir sınır haline dönmüştür.

ARSLANTEPE 2015. Tüm hakları saklıdır.