Geç Kalkolitik Sonu MÖ 3350-3000

MÖ IV. Binyılın sonunda merkezileşme. VIA Dönemi Sarayı

MÖ IV. binyılın sonunda Arslantepe’de merkezileşme ve ürünlerin yeniden dağıtımına dayalı sistemin daha da geliştiği, seçkin sınıfının bütün organları ile daha belirgin biçimde yönetimde söz sahibi olduğu ve sınıfsal farkların daha keskinleştiği belgelenir. Bu sistemin alt yapısı, C Tapınağı’nda belgelendiği gibi, bir önceki evre olan VII. dönemde izlenmektedir.

Mezopotamya’da Geç Uruk dönemi ile çağdaş olan bu evrede anıtsal boyutta ve kamusal özelliğe sahip bir yapı kompleksi gün ışığına çıkarılmıştır. Yukarıda sözünü ettiğimiz merkezileşme ve yeniden dağıtım sisteminin kalbi olan bu yapı bütün Yakın Doğu’da bilinen ilk saray örneğini oluşturur. Yapının en önemli özelliği işlevsel ve mimari bakımdan farklı bölümlerin, süreç içinde birbirine eklenerek inşa edilmesi ile oluşturulmasıdır. Kabul salonu, tapınaklar, depo odaları, arşiv odaları, avlular ve koridor olarak tanımlanan bu bölümler, büyük yapıda kamusal, dinsel, yönetimsel ve ekonomik faaliyetlerin gerçekleştirildiği alanların ayrı tasarlandığın ve bu kadar erken bir evrede laik bir düzenin söz konusu olduğunu ortaya koyar.

Antik tepenin en yüksek bölümünde, günümüzdeki höyüğün güneybatı bölümünde ve oldukça geniş bir alan üzerindeki bu büyük yapı, aslında bir eğim üzerinde yükselir. Eğimin en yüksek noktasında halkın kabul edildiği temsil bölümü yer alır. Eğimin en alçak noktasında ise sarayın giriş bölümü bulunur. Sarayın girişi ile kabul odası arasında uzun ve sarayın farklı bölümlerine ulaşılmasını sağlayan merkezi bir koridor bulunur. Eğimin yüksek noktasında bulunan bir diğer yapı grubu ise, olasılıkla sadece seçkin sınıfın kullandığı tapınaklardı. Mimari plan ve ölçü bakımından birbirinin aynısı olan tapınaklar, köken bakımından Büyük Mezopotamya olarak anılan bütün bölgeyi birbirine yakınlaştıran geleneğin bir parçası olsa da, bölgesel özellik gösteren ve bölgenin ihtiyaçlarına göre şekillenen bir karaktere sahiptir. İbadet için kullanılan iki tapınak küçük boyutlu yapılardı. Bir önceki döneme ait C Tapınağı ile karşılaştırıldığında, bu tapınaklara halkın girişi oldukça kısıtlıydı. Dinsel törenlerin gerçekleştiği merkezi salonların, iki pencere dışında, dışarı ile bağlantısı bulunmuyordu. Yapının içinde, altar, podyum, sunak gibi kültsel işlevlere sahip eşyalar bulunmaktaydı. Önceki döneme tarihlenen C Tapınağı’nda olduğu gibi, söz konusu tapınakların merkezi salonlarının her iki yanında servis odaları yoktu. Bir dizi servis odası sadece, tapınağa girişin yer aldığı tarafta bulunmaktaydı. Böyle bir mimari, Mezopotamya yapı geleneğinde görülen “üç parçalı yapı-tripartite” planından farklı olarak “iki parçalı yapı-bipartite” planını ortaya koyar. Yiyeceklerin adak olarak sunulması ve törensel yemek dağıtımı, tapınakların içinde gerçekleştiriliyordu. Burada saptanan çok sayıdaki kaplar ve bunları mühürlemek için kullanılan az sayıdaki mühür baskıları, bu görüşü kanıtlar. Ancak tapınaklar daha çok seçkin sınıf tarafından, sınırlı dinsel törenler için kullanılan yerlerdi. Bu nedenle, dinsel ideoloji halkın yaşamında sınırlı ve farklı bir anlama sahipti.

Saraya, uzun bir koridora açılan büyük bir kapıdan girilir. Eğim boyunca kuzeye doğru yükselen koridor tabanının altında, bir ucu kuzeydeki ana avluya açılan ve yağmur suyunu boşaltmak için kullanılan bir kanalizasyon sistemi bulunur. Büyük bir yangınla son bulan sarayın içinde çok miktarda yangın izleri, karbonize olmuş ve yıkılmış hatıllar saptanmıştır. Saray, zaman zaman 3 metreyi bulan kerpiç duvarlarının üzeri beyaz sıvalıdır. Özellikle kapı geçiş yerlerinde ve merkez koridorun ana avluya açılan kuzeydeki bölümünde beyaz sıva üzerine kırmızı ve siyah renklerde duvar bezemeleri yer alır.

  1. Binyılın ikinci yarısı, metalürjide büyük bir gelişmenin sahnelendiği bir dönemdir. Bu gelişme bakır, bakır-arsenik ve gümüş alaşımı bir dizi metal buluntu ile belgelenir. Kılıçlar, mızrak uçları ve bir adet dörtlü spiral plakadan oluşan 22 adet buluntu grubu dünyada ilk defa kılıç kullanımını ortaya koyar. Söz konusu metal ürünler bölgesel elitler için hazırlanmış olsa da metal objelerin üretimi, Arslantepe’nin Orta ve Doğu Anadolu ve Transkafkasya bölgelerinde hammadde kaynağına ulaşma, hammadde ve/veya bitirilmiş ürün temin etme döngüsüne aktif olarak katılma kapasitesi ile ilgilidir. Böyle bir kapasite aynı zamanda, Mezopotamya merkezlerinde metale duyulan ihtiyacın arttığı bir dönemde Arslantepe’nin arabuluculuk yapabilme gücünü de belgeler.
    Dönemde gelişmiş bir yönetim sisteminin varlığı, sarayın içinde, farklı faaliyetlerin gerçekleştirildiği farklı bölümlerde ortaya çıkarılan binlerce mühür baskısı ile belgelenir. Bunlardan bazıları depo odalarından bir tanesinde in situ olarak, diğerleri ise arşiv niteliğinde kullanılan alanlarda gruplar halinde toplu olarak
    saptanmıştır. Depo odalarının karşısında, saray koridorunun kalın duvarının içine açılan cep oda niteliğindeki bir bölümde yaklaşık 2000 adet mühür baskısı, oldukça düzenli bir biçimde, aynı mührün ve kullanıldığı aynı kabın izlerini taşıyanlar bir grup oluşturacak şekilde, toplanmıştır. Bu mühür baskısı grupları bir çeşit arşiv oluşturmakta ve IV. Binyıl sonunda yönetim sistemi ve mühürcülük sanatı üzerine eşsiz bilgiler sunmaktadır.

Şimdiye kadar ortaya çıkarılan depolama bölümünde yer alan iki depo odası ürünlerin toplanması ve dağıtılması bakımından iki ana evreyi yansıtır. Odalardan biri depolama alanı olarak kullanılmıştır ve içinde çok sayıda büyük kaplar ve şişeler bulunmuştur. Diğer oda ise daha küçüktür ve olasılıkla ürün dağıtımının yapıldığı odadır. İçinde, birkaç adet büyük boyutlu kaplarla birlikte çok sayıda seri üretim çanaklar ve yüzlerce mühür baskısı saptanmıştır. Bu odada, görevlilerin kontrolünde mühürlenmiş kaplar açılıp-kapanırdı ve boyutları birbirinin aynı olan çanaklar bir ölçü birimi gibi kullanılarak mührü açılan kaplardan ürün dağıtımı yapılmaktaydı.

VIA döneminin çanak çömlek repertuarı oldukça zengindir. Çark kullanılarak ya da bir önceki evre olan VII. tabaka ile karşılaştırıldığında daha karmaşık üretim ve pişirme yöntemleri kullanılarak yapılan kapların form ve mal gruplarında büyük bir çeşitlilik olduğunu anlaşılır. Her biri farklı özellikler gösteren dört ana grup bulunmaktadır: yemek pişirme ve depolama amacı ile kullanılan el yapımı kahve-kızıl renkteki grup; bir diğeri daha çok bölgesel özellikleri taşımakla birlikte çağdaş Mezopotamya üretimleri yani Geç Uruk etkilerini de taşıyan çark yapımı açık renkli grup ki bu mal grubunda sıvı ya da yarı-sıvı maddeler için kullanılan büyük ve orta ölçekli boyunlu çömlekler, küçük çömlekler, şişeler ve kültsel aktivitelerde kullanılan yüksek kaideli çanaklardan oluşur; çark yapımı ve seri üretim kaba çanaklardan oluşan bir diğer grup yiyecek dağıtımı için kullanılır; son grup ise el yapımı ince ya da yarı ince özellikte yüzeyleri farklı iki renkte –kırmızı ve siyah- pişirimli, yemek ve servis amacının yanı sıra Orta Anadolu’da üretilenler ile yakından benzerlik gösteren yüksek kaideli çanak formlarından meydana gelir.

Arslantepe’deki işgücü ve malların ekonomik merkezileştirilmesine dayalı olan etkileyici düzenek MÖ IV. Binyılın sonunda kaybolur. Süregelen güç sistemi, sarayın son evresinde bazı değişikliklere maruz kalır: ideolojik-törensel unsurlar çökmeye, savunma ve askeri öğeler artmaya başlar. Büyük bir yangınla tahrip edilen saray bir daha onarılmaz ve muhtemelen bölgede yaşayan ve kuzey dağlık bölgeleriyle bağlantılı göçebe çobanlardan oluşan yeni insan grupları daha önceden toplumun yaşadığı bu terk edilmiş alanlara yerleşir.

ARSLANTEPE 2015. Tüm hakları saklıdır.